MAKALELERİMİZ

DEPRESYON NEDİR

Son zamanlarda görülme sıklığı oldukça artan rahatsızlıklardan birisi de depresyondur. Artan sorumluluklar, zorlaşan yaşam koşulları insanları kendilerine iyi gelebilecek, keyif aldıkları uğraşlardan uzaklaştırıp daha stresli bir döngünün içerisine girmelerine zemin hazırlayabilir. Haliyle bu durum insanları birbirinden uzaklaştırarak birbirini anlamaya çalışmaktan çok kendi dünyalarında ki işlere, sorunlara dalıp giden bireyler haline getirebilir. Yaptığı işlerden keyif almayan sadece yapmak zorunda olduğu için yapmaya devam eden birey bir süre sonra mutsuz hissederek arkadaşlarıyla görüşmekten de keyif almamaya başlayarak kendisini sosyal hayattan izole ederek içine dönebilir. Evden çıkmak istememek hatta günün çoğunu yatakta geçirmek istemek gibi üzüntü, çökkün duygulanım, hayattan keyif alamama, iştahta genellikle azalma, dikkatte azalma gibi belirtiler bizlere depresyon belirtilerini gösterir.

Depresyon geliştiren bireyler karamsarlardır, gelecekle ilgili olumsuz düşünceler içerisindedirler. Onlara göre içinde bulundukları durum düzelemeyecek, sorunlar hep daha da büyüyecek ve onlarda hep mutsuz kalacaklardır. Depresyonda ki bireylerin ses tonlarında ve hızlarında bir düşüş vardır genelde sessiz ve yavaş konuşurlar. Depresyon geliştiren bireylerde çökkün duygudurumla birlikte iştahta azalma görülür. Bunun sonucu olarak bireylerde kilo kaybı gözlenir. Ancak nadiren de olsa bazı bireylerde iştahta artış ve kilo alma gözlenebilir.

Cinsel açıdan depresyonun etkisi değerlendirildiğinde erkek hastalarda cinsel yaşamda durgunluk ve bazende cinsel yaşamın tamamen durması görülebilir ancak kadınlarda bir durgunluk görülebilirken cinsel yaşamın tamamen yok olduğunu söyleyemeyiz.


Depresyon hayatın bir çok yönünü etkileyen önemli bir ruhsal bozukluktur. Bu alanlardan bir diğeri ise uykudur. Depresyonda uyku sorunu kendisini insomnia ve hipersomnia olarak iki şekilde gösterebilir. İnsomnia uykuya dalmada sorun yaşama,sık sık uykudan uyanma  diye tanımlanırken,hipersomnia uyuma süresinin azalması, uyuklama halinin görülmesi olarak tanımlanır.


Depresyondaki kişiler hep geçmişten bahseder ve orada yaşamaya devam eder. Düşünce içeriklerinde karamsarlık vardır ve kendilerini geçmişte yaşadıklarının sorumlusu olarak görürler. Bu durum özsaygılarının düşmesine ve kendilerine olan sevginin azalmasına neden olabilir. Kişi böyle bir durumda kendisini cezalandırmak isteyebilir ve hatta intihara sürüklenebilir

Depresyon konusunda cinsiyetler arasında bir karşılaştırma yapmak gerekirse kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğünü ve depresyonda olan bir erkeğin ise kadınlara oranla intihar etme ihtimalinin daha yüksek olduğu görülmüştür.
Depresyon tedavisinde bilişsel davranışçı terapi çok etkili bir yöntemdir. Bu ekol diğer bozukluklardan farklı olarak davranışsal olarak depresyon tedavisine başlar ve ardından bilişsel süreçleri tedaviye dahil ederek semptomların azalmasını ve hatta tamamen yok olarak danışanın hayatının işlevselliğini arttırmayı hedefler.

Psikolog Nisa Ayyıldız