MAKALELERİMİZ

AKROFOBİ

Akrofi, kısaca yükseklik korkusu olarak tanımladığımız 500’e yakın fobiden yalnızca bir tanesidir. Akrofobi toplum içinde uçma fobisiyle karıştırılsa da aslında ondan bağımsız bir korkudur. Kişiden kişiye değişen yükseklik algısına göre korku şiddeti ve süresi değişkenlik gösterebilir. Beynimizin baktığımız yer ile aramızdaki mesafeyi hesaplayamaması sonucu meydana gelir. Bulunduğu konum ile gideceğini düşündüğü konum arasındaki mesafenin uzaklığı konusunda sorun yaşayan beyin çelişkiye düşer. Bu çelişki de bireyin panik ve korku duygularına kapılmasına sebep olur. Bu korkuya kapılan kişilerde genellikle gözlenen fiziksel tepkiler ise şöyle örneklendirilebilir;

  • Avuçiçinde terleme
  • Başdönmesi
  • Dizlerde boşalma
  • Denge kaybı

Gibi her bireyde değişkenlik gösterebilecek ya da bir kişide hepsini gözlemleyebiliceğimiz bulgular meydana gelebilir.Kişiler akrofobisi olduğunu bulunduğu yerden bakıldığı anda yaşadıkları baş dönmesi belirtsi ile anlayabilirler. Yükseklik korkusu yaşadıklarında negatif duygulanım içine girip kendilerini ortamda rahatsız hissederler. Her fobide olduğ gibi akrofobide de fiziksel ve duygusal olarak tepkiler açığa çıkar. Panik olma, ağlama, titreme, çığlık atma, vücudun bazı uzuvlarının kilitlenmesi vb. yaşanan durumlardan bazılarına örnek olarak gösterilebilir. Yapılan araştırmalar bize yükseklik korkusunun insan fizyolojisinde normal olarak seyir eden bir durum olduğunu gösterir. Bu korkuyu hayatta kalma dürtümüzden dolayı hissederiz. Yani insanlar hayatta kalabilmek için içgüdüsel olarak bu tepkiyi vermektediler. Yükseklik korkusu sadece yetişkin bireylere has bir korku değildir. Bu korku aynız zamanda çocuklarda da şiddetli olarak görülebilir. 4-6 yaş arasındaki çocuklarda yaygın olarak görüldüğünü söyleyebilmekteyiz.

Psikolog Mary Cover Jones fobilerin klasik koşullanma ilkesine göre tamamen ortadan kaldırılabileceğini keşfetmiştir. Çocuklarda yükseklik korkusunu (akrofobi) yenebilmek için öncelikle korkusunun varlığını kabul edip bunun normal olduğu anlatılmalı, korkutuğu zaman zorlamadan güvende hissettiği yere gitmesine yardımcı olmalı, merdiven ya da asansör gibi bir korkusu varsa öncelikle onun hazır olduğu bir zamanda elinden tutarak ya da varlığınızı hissedip kendini güvende hissedeceği en iyi yolla bu yolculuğu birlikte yapmalı, korkusuyla alay etmemeli, abla-abi olmakla onu eşleştirerek eleştirmemeli, kendi korkusunu yenme yöntemi geliştirebilmesi için onu desteklemeli, korkularımızın kendimizi olası tehlikelere karşı korumak için verdiğimiz tepkilerden sadece biri olduğunu onlara anlatarak korkusunu hafifletmeye belki de ortadan kaldırmaya yardımcı olabilecek yöntemlerden bazılarıdır.

Yetişkin bireylerde de çocuklardakine benzer şekilde telkinler destekleyici olmaktadır. İlk olarak kişinin bu korkusunun nereden geldiği ve ne kaynaklı olduğu araştırılarak sorgulanmalıdır. Daha sonra korkunun derecesi ve yaşandığı durumlardaki gözlemler kişinin tedavisini takip eden uzmana aktarılmalıdır. Bu cevaplar göz önünde bulundurularak kişinin tedavi süreci oluşturulur. Fobisi bulunan kişi tedaviyi düzenli bir şekilde uygularsa en etkin ve nihai sonuca ulaşabilir. Bununla birlikte ise yoğun seyreden fobilerde genel olarak psikiyatristler ilaç tedavisi ve psikoterapiyi birlikte yürütmektedirler. Günümüzde fobilerin tedavi yöntemi olarak psikologlar BDT yöntemini kullanarak sonuç almaktadırlar.