MAKALELERİMİZ

Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Bağımlı kişilik bozukluğu anksiyöz kişilik bozuklukları adındaki grup içinde yer alan bir bozukluktur. Genellikle erken veya orta yetişkinlik döneminde ortaya çıkar. Bağımlı kişilik bozukluğu olan kişiler yalnız başına karar veremezler, eyleme geçemezler ve girişimde bulunamazlar. Başkalarının karar verip girişime girmesini beklerler. Psikanalitik yaklaşımda bu kişilik özelliklerine oral bağımlılık adı verilir ve oral dönemdeki saplanma ile oluşur. Kendilerine bakan, destek olan kişiler olmazsa kendilerini güvensiz ve tedirgin hissederler. Çok basit konularda bile birisinin kendisine ön ayak olmasını isterler. Kendilerinden uzaklaşacağını düşündükleri için bakım vermesini istedikleri kişiye karşı kızgınlık göstermezler. Başkalarından öğüt ve destek almazsa karar vermekte güçlük çekerler. Sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyarlar. Başkalarının desteğini yitireceği korkusuyla farklı bir görüşü benimsediklerini belirtmekte zorluk çekerler. Başkalarının desteği için hoş olmayan şeyleri yapacak kadar ileri giderler. Tek başlarına kaldıklarında kendilerini rahatsız ya da çaresiz hissederler. Yakın bir ilişkisi bittiği zaman hemen başka bir ilişki arayışına girerler. Terk edilme korkusu üzerine sürekli olarak düşünürler. Bu kişilerin alkol ve madde bağımlılığı, depresyona girme olasılıkları yüksektir. Görülme sıklığı tüm kişilik bozuklukları içinde %2.5’dur. Kadınlarda daha çok rastlanır. Kendi gereksinimleri ve sorumlulukları diğer insanlarınkinden sonra gelir. Sömürüye karşı ilişkilerde ilişkilerini bitirmeyip o ilişkiye dayanırlar. Ön plana çıkmayı istemezler. Bağımlı kişilik bozukluğu olan kişi başkaları tarafından düşünceli, yumuşak başlı, eli açık biri olarak tanımlanırlar. Kendilerinden verici davranışlar sergilerler. Kendilerini küçük görürler. Başkalarındaki acıma hissini ortaya çıkarmaya çalışırlar. Böylelikle bakım verilmesini haklı çıkarırlar. İlişkilerinde aşağı olma rolünü çok iyi oynadıklarından diğerlerine yararlı ve güçlü duygularını yaşatıp ilişkilerini sağlamlaştırırlar. Bu hastalar için psikoterapi tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Psikoterapiye başlandığı zaman yavaş yavaş kişinin kendi kararlarını alması sağlanır. Genelde uzun süreli tedavi sürecinde sonuçlar iyi duruma gelir. İlk başlarda bu kişilerin tedavisi kolay görülebilir işbirliği yapan kişiler oldukları için ve tedavide terapistin her dediğine uyarlar ama bir süre sonra kişinin terapiste ya da tedaviye bağımlılık gösterdiği için sorumluluk almak istemediği görülür. Bu sebeplerden ötürü kişinin tedavi sürecinde aktif olması gerekir. Bağımlı kişilik bozukluğunun tedavisi genelde başarıya ulaşır. Terapi öncesinden daha bağımsız, güçlü ve kendilerine güvenli hale gelirler. Bağımlı kişilik bozukluğu olan bireyler tasarıları başlatma veya kendi başlarına iş yapma gibi zorlukları vardır. Bir şeyi başlatıp sürdürmek için yardıma ihtiyaçları olduğunu düşünürler. Çünkü başkalarının kendilerinden daha iyi yapacaklarına inanırlar. Kendilerini beceriksiz olarak görürler ve sürekli yardıma gereksinirler. Başka birileri tarafından güvence altına alındıkları zaman yeterince işlev görürler. Daha becerikli, yeterli biri olmakdan ya da öyle görünmekten korkarlar. Başkalarına bağlı yaşadıkları için bağımlı kişilik bozukluğu olan kişilerde bağımsız yaşama becerileri pek gelişmez.