MAKALELERİMİZ

SPOR PSİKOLOJİSİ

Psikoloji biliminin bir alt dalı olan spor ve egzersiz psikolojisi çalışmalarına 1880’li yıllarda başlanmış olsa da ülkemizde henüz yeni sayılacak bir alan olduğunu söyleyebiliriz. Spora olan merak ve farkındalığın artmasıyla birlikte spor psikologlarına duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır.

Spor psikologları, sporcunun yeteneklerinin belirlenmesinde ve sahip olduğu potansiyeli kullanma becerisini arttırma konusunda önemli rol oynar. Bir sporcu hakkında en doğru bilgilere uzman kişiler ve uyguladıkları bilimsel teknikler sayesinde ulaşabiliriz. Geçmişten bu yana sporcuların kaygı ve stres yönetimi, dikkat ve motivasyon eğitimleri konusunda spor psikologlarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Sanılanın aksine sporcular yalnızca teknik-taktik ya da kondisyon antrenmanı yapmazlar. Mental antrenman en az taktik antrenman kadar önemlidir. Bu konuda antrenörler sporculara yardımcı olamayabilir. Türkiye’de psikoloji kültürü henüz olgunlaşmadığı için spor psikolojisi gibi alt dalları bilinmiyor. Spor kulüplerinin bakış açısı genelde “onun yaptığı işi fizyoterapist de yapar” şeklinde. Aslında psikolog ihtiyacının en fazla olduğu alanlardan biridir spor psikolojisi. Bu yüzden gelişmiş ülkelerde spor psikologları, antrenörlerle birlikte çalışır ve sporcuların psikolojik beceri ve mental çalışmalarını yürütürler.

SPOR PSİKOLOGLARI NASIL ÇALIŞIR?

Psikoloji, canlı zihin ve davranışlarını bilimsel metodlarla inceleyen bilim dalıdır. Buna bağlı olarak spor psikologları, sporcuların duygu ve davranışlarını tüm ayrıntılarıyla inceleyen, açıklayan, zihinde canlandırma, hedef belirleme, performans ölçümleri, özgüven arttırma, sakatlık sonrası sahaya dönüş süreci, motivasyon, stresle mücadele ve gevşeme, öfke kontrolü, konsantrasyon ve dikkat gibi konularda profesyonel destek veren uzmanlardır.

Psikolojik iyi oluş aynı zamanda bedensel iyi oluş demektir. Fiziksel açıdan yeterli hale gelmiş bir sporcunun bedenini iyi hissetmesi motivasyonuyla doğru orantılıdır. Yeterli konsantrasyonu bulunmayan bir sporcunun performansı da düşecektir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliği düşünebiliyor olmasıdır. Bu düşünce gücü bazen avantajken bazen dezavantaj olabilir. Bunu kabul ediyorsak bir sporcunun da yalnızca fiziksel gücüyle performans gösterdiğini söylemek büyük bir hata olur. Büyük başarılar bütüncül çalışmayla gelir. Yani fiziksel, tekniksel ve taktiksel çalışmalar yanına doğru mental çalışmalar, psikolojik iyi oluş eklenirse başarı kaçınılmazdır.

Spor psikologlarının çalıştığı konulardan birine örnek vererek özellikle takım oyunlarında psikolojinin önemini vurgulamak istiyorum. Futbol maçlarını izlerken kolunda kaptanlık bandı gördüğümüz oyuncu hakkında ne düşünüyoruz? Antrenörler veya yöneticiler takım kaptanını neye göre seçiyor? Kaptanlık, oyuncular arasında zarar verecek derecede rekabete yol açıyor olabilir mi?

İzlediğimiz ya da aktif olarak yaptığımız sporlarda gözlemlediğimiz kadarıyla takımdaki en kıdemli (özgeçmişi iyi) sporcu kaptan olarak seçilir. Peki bir sporcunun özgeçmişinin iyi olması onun takımını temsil edebilecek kişisel niteliklere sahip olduğunu gösterir mi?  Sporcunun takımdaki popülerliği, yaşı, konuşma becerisi kaptanlık seçimindeki etkenlerdir. Aslında olması gereken oyuncuların karakteristik özelliklerini dikkate alarak görev verilmesidir. İşte spor psikologları tam da bu noktada görev almalı. Seçilen sporcu kendisinin neden seçildiğini, görev ve sorumluluklarının antrenör ve yönetimin beklentilerinin dışında neler olduğunu ve bu görevin ona kazandıracaklarını profesyonel kişilerden öğrenmelidir. Kötü bir performans veya sonuç sonrasında sorumluluk almayı bilmelidir. Bu konuda Türkiye’deki en büyük eksikliklerden biri psikolojinin spordaki öneminin es geçilmesi ve fiziksel ve mental çalışmaların koordine edilememesidir.

Ronaldo mu Messi mi sorusuna insanların büyük çoğunluğu Ronaldo cevabını verir. Nedeni de Messi’nin yetenekli ancak Ronaldo’nun çok çalışkan olmasıdır. Ronaldo çalışmalarını yalnızca sahada yapmıyor. Saha dışında da kendi ekibiyle çalışan örnek bir futbolcudur. Ekibinin içerisinde psikolog ve fizyoterapistler var. Aynı zamanda evinde Türkiye’de yalnızca Acıbadem Sport’ta bulunan İce Lab sistemi vardır. Ice Lab -110 derecede çalışıp kaslara şok etkisi yapan, yorgunluğu gideren ve hücre yenileyen bir soğuk oda sistemidir.